Yalancının daniskası
Yalancının daniskası!
(22.08.08) – Başbakan Erdoğan, Rize ziyareti sırasında yine aşina olduğumuz “Kasımpaşalı” üslubunu takınarak sağa-sola sataşmaktan geri durmadı. Bu kez Erdoğan’ın hedefinde çevreciler vardı.
AKP’liler tarafından havai fişekler eşliğinde karşılanan Erdoğan, yaptığı konuşma sırasında ne yapıp edip konuyu çevrecilere getirdi ve çevrecileri hedef alan pekçok söz söyledi. Enerji alanındaki “icraat”larını aktaran Erdoğan, AKP politikalarını eleştirenleri işsiz-güçsüz insanlar olmakla itham etti.
Erdoğan profesyonel çevreci istiyor!
Erdoğan, AKP ile birlikte hız kazanan yağma ve talan politikalarını eleştirenlere dair şu sözleri söyledi: “Dünyanın değişik yerlerinde böyle çevreciler var. ‘Ne yaparsınız?’ dersin. Ele avuca gelecek hiçbir işleri yoktur.” Erdoğan’ın “ele avuca gelecek iş” ile kastettiğinin holding patronluğu ya da mafyacılık olduğu düşünüldüğünde Erdoğan’ın bu tespitinde haklılık payı olduğu açık. Gerçekten de bugün bu yağma ve talana, çevrenin yok edilmesine karşı çıkanlar “ele avuca gelecek işleri” olmayan mülksüzler ordusudur.
“Sadece boş vakitlerini değerlendirmek için yaptıkları iş budur” sözleriyle bildik “muhalifleri küçümseme” pozları takınan Erdoğan, “40-50 kişi yürür, gösteri yapar. Sanki millet yürüdü” diyerek demokratik hakların kullanılmasına nasıl baktığını da bir kez daha göstermiş oldu. AKP’ye ve düzenin saldırılarına karşı duranları topluca çevreci ilan ederek küçümsemeye çalışan Erdoğan, bildik “üç-beş kişiler”, “baba parası yerler” demagojilerinin arkasına sığınarak kendini kurtarmaya çalıştı.
Çevrecinin daniskasıymış, bilmez miyiz!
Sözlerine “Memlekete komünizm gelecekse onu da biz getiririz!” sözleriyle hafızalarımıza kazınan Nevzat Tandoğan’ı aratmayacak şekilde devam eden Erdoğan “Ben çevrecinin daniskasıyım. Asıl çevreci benim. Ta belediye başkanlığından beri çevrecilik konusunda neler yaptığımı özellikle İstanbul’da yaşayanlar çok iyi bilir” dedi. Erdoğan sözlerini belediye başkanlığı döneminde çevreye sunduğu “katkılar”dan bahsederek ve ne kadar iyi bir çevreci olduğunu kanıtlamaya çalışarak sürdürdü.
Bu soysuz yalanlara kanmamak için AKP’nin birkaç icraatına bakmak bile aslında yeterli. Yanan ormanların ardından “keneler yandı” diye sevinmek; orman arazilerini, SİT alanlarını sermayeye peşkeş çekmek; koy dolduran şirkete “parası neyse verirsin” demek, tarihi yapıları sular altında bırakmak; altın çıkarmak uğruna doğal hayatı yok etmek, yeraltı kaynaklarını sermayeye peşkeş çekmek Erdoğan’ın bahsettiği çevreci icraatlardan yalnızca birkaçı olsa gerek…
Bugün sermayenin yağma ve talanına karşı ortaya konan tepki ne yazık ki bunu durduracak kadar büyük değil. Ama Erdoğan’ın yanıldığı bu mücadelenin sadece “boş vakit”lerde veriliyor olduğu. Bugün çevrecilik sıfatına sıkıştırılamayacak pek çok kişi sermaye düzenine karşı canını dişine takarak mücadele ediyor. Belki sayımız, Erdoğan’ın da dediği gibi henüz yeterince fazla değil. Ama bu kadarının bile Tayyip’e yaşattığı tedirginlik görüldüğünde, sokağa dökülmüş kitlelerin yaratacağı korkuyu tahmin etmek güç olmasa gerek…

