Arsiv

Arsiv Ağustos 23rd, 2008

Maocu lider Nepal başbakanı…

Ağustos 23rd, 2008

Maocu lider Nepal başbakanı…

 

 

Nepal Komünist Partisi/Maoist (NKP/M), geçen ay yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerini az farkla kaybetmişti. Maocu partinin desteklediği aday Ramraja Prasad Singh’in 282 oy aldığı seçimde, Nepal Kongre Partisi’nin adayı Ram Baran Yadav 308 oyla ülkenin ilk cumhurbaşkanı seçilmişti. Bu sonuç üzerine kimi burjuva gözlemciler, NKP/M’nin hükümeti kurma şansının tehlikeye girebileceğini öne sürebilmişlerdi. Nisan ayında yapılan kurucu meclis seçimlerinde oyların üçte birini alarak meclisteki en güçlü parti olma başarısını gösteren Maoist partinin cumhurbaşkanlığı seçimlerinde elenmesi, doğal olarak burjuva gözlemcileri sevindirmişti. Ancak başbakanlık seçimlerinde ortaya çıkan sonuç, bu sevincin erken olduğunu gösterdi.

On yıl süren gerilla savaşıyla monarşiyi tarihin çöplüğüne atan NKP/M’nin lideri Prachanda, oyların yüzde 80’ini alarak başbakan seçildi. Nepal Birleşim Komünist Partisi-ML ile Madheshi Janadhikar Forumu (MJF) Prachanda’ya destek verdi. Sembolik bir kurum olan cumhurbaşkanlığı makamını ele geçiren liberal burjuva Kongre Partisi ise, başbakanlık seçiminde ağır bir yenilgiye uğradı. Monarşinin yıkılmasından sonra Nepal’de başbakanlığın en yetkili makam olduğu hesaba katıldığında, liberal burjuvazinin yönetimdeki etkisinin sınırlı kaldığı anlaşılmaktadır.

Oylama sonrası çok mutlu olduğunu dile getiren Prachanda, halka öncelikle toprak reformu sözü verdi. Nüfusu 26 milyondan fazla olan Nepal’de halkın yaklaşık yüzde 80’i geçimini tarımdan sağlıyor.

Gerilla hareketine katılmadan önce eğitim emekçisi olarak çalışan Prachanda’nın asıl adı Pushpa Kemal Dahal, ancak kendisi hala gerilla lideri olarak kullandığı isim olan Prachanda’yı kullanmayı tercih ediyor.

Liberal burjuvazi, başbakanlık için yapılan oylama öncesinde, NKP/M’yi, “baskıcı komünist bir rejim kurmak istiyor” söylemiyle hedef almış, ama seçim sonuçları bu söylemin pek bir işe yaramadığını göstermiştir. Buna karşın Maocu parti, komünist bir rejim kurmayı amaçladığı yönündeki iddiayı kesin bir dille reddetmiştir. Nitekim yeni süreci değerlendiren parti liderleri de, önceliği toprak reformu ve ulusal sanayinin geliştirilmesine vereceklerini ifade ediyorlar.

Monarşinin yıkılması, NKP/M’nin silah bırakıp yasal bir parti konumuna gelmesi, parti lideri Prachanda’nın başbakan olması vb. tüm bunlar her yönüyle yeni bir döneme girildiğine işaret ediyor. Ancak dönem yeni olmakla birlikte özel mülkiyet, insanın insan tarafından sömürülmesi gibi temel sorunlar, biçim değiştirerek de olsa yerli yerinde durmaktadır. Bu da sınıflar mücadelesinin yeni döneme özgü bir şekilde devam edeceğinin göstergesidir.  

Sınıflar mücadelesinin bu aşamasına hazırlandığını belirten NKP/M önderliğinin önünde ideolojik-programatik çizgiyi yeni döneme uygun bir çerçevede düzenleme görevi duryor.

devrimciler ,

Yalancının daniskası

Ağustos 23rd, 2008

Yalancının daniskası!

 

 

(22.08.08) – Başbakan Erdoğan, Rize ziyareti sırasında yine aşina olduğumuz “Kasımpaşalı” üslubunu takınarak sağa-sola sataşmaktan geri durmadı. Bu kez Erdoğan’ın hedefinde çevreciler vardı.

AKP’liler tarafından havai fişekler eşliğinde karşılanan Erdoğan, yaptığı konuşma sırasında ne yapıp edip konuyu çevrecilere getirdi ve çevrecileri hedef alan pekçok söz söyledi. Enerji alanındaki “icraat”larını aktaran Erdoğan, AKP politikalarını eleştirenleri işsiz-güçsüz insanlar olmakla itham etti.

Erdoğan profesyonel çevreci istiyor!

Erdoğan, AKP ile birlikte hız kazanan yağma ve talan politikalarını eleştirenlere dair şu sözleri söyledi: “Dünyanın değişik yerlerinde böyle çevreciler var. ‘Ne yaparsınız?’ dersin. Ele avuca gelecek hiçbir işleri yoktur.” Erdoğan’ın “ele avuca gelecek iş” ile kastettiğinin holding patronluğu ya da mafyacılık olduğu düşünüldüğünde Erdoğan’ın bu tespitinde haklılık payı olduğu açık. Gerçekten de bugün bu yağma ve talana, çevrenin yok edilmesine karşı çıkanlar “ele avuca gelecek işleri” olmayan mülksüzler ordusudur.

“Sadece boş vakitlerini değerlendirmek için yaptıkları iş budur” sözleriyle bildik “muhalifleri küçümseme” pozları takınan Erdoğan, “40-50 kişi yürür, gösteri yapar. Sanki millet yürüdü” diyerek demokratik hakların kullanılmasına nasıl baktığını da bir kez daha göstermiş oldu. AKP’ye ve düzenin saldırılarına karşı duranları topluca çevreci ilan ederek küçümsemeye çalışan Erdoğan, bildik “üç-beş kişiler”, “baba parası yerler” demagojilerinin arkasına sığınarak kendini kurtarmaya çalıştı.

Çevrecinin daniskasıymış, bilmez miyiz!

Sözlerine “Memlekete komünizm gelecekse onu da biz getiririz!” sözleriyle hafızalarımıza kazınan Nevzat Tandoğan’ı aratmayacak şekilde devam eden Erdoğan “Ben çevrecinin daniskasıyım. Asıl çevreci benim. Ta belediye başkanlığından beri çevrecilik konusunda neler yaptığımı özellikle İstanbul’da yaşayanlar çok iyi bilir” dedi. Erdoğan sözlerini belediye başkanlığı döneminde çevreye sunduğu “katkılar”dan bahsederek ve ne kadar iyi bir çevreci olduğunu kanıtlamaya çalışarak sürdürdü.

Bu soysuz yalanlara kanmamak için AKP’nin birkaç icraatına bakmak bile aslında yeterli. Yanan ormanların ardından “keneler yandı” diye sevinmek; orman arazilerini, SİT alanlarını sermayeye peşkeş çekmek; koy dolduran şirkete “parası neyse verirsin” demek, tarihi yapıları sular altında bırakmak; altın çıkarmak uğruna doğal hayatı yok etmek, yeraltı kaynaklarını sermayeye peşkeş çekmek Erdoğan’ın bahsettiği çevreci icraatlardan yalnızca birkaçı olsa gerek…

Bugün sermayenin yağma ve talanına karşı ortaya konan tepki ne yazık ki bunu durduracak kadar büyük değil. Ama Erdoğan’ın yanıldığı bu mücadelenin sadece “boş vakit”lerde veriliyor olduğu. Bugün çevrecilik sıfatına sıkıştırılamayacak pek çok kişi sermaye düzenine karşı canını dişine takarak mücadele ediyor. Belki sayımız, Erdoğan’ın da dediği gibi henüz yeterince fazla değil. Ama bu kadarının bile Tayyip’e yaşattığı tedirginlik görüldüğünde, sokağa dökülmüş kitlelerin yaratacağı korkuyu tahmin etmek güç olmasa gerek…

Kategorilenmemiş ,

TC arşivinde Güney yok!

Ağustos 23rd, 2008

TC arşivinde Güney yok!

 

 

(23.08.08) – Kültür Bakanlığı’nın, Türkiye’de çekilmiş neredeyse tüm filmleri ev müzik albümlerini barındıran arşivinde Yılmaz Güney’in yeralmadığı öğrenildi.

Kültür Bakanlığı’nın Ankara AKM binasında yer alan arşivlerinde 6 bin 700 film ve 45 bin müzik albümü bulunuyor. 1960’lardan buyana çekilen filmlerin büyük bir kısmını barındıran arşivde Memduh Ün’ün ’60 yapımı “Kırık çanaklar” filminden Atıf Yılmaz’ın ‘Selvi Boylum Al Yazmalım’ filmine pek çok filmin orijinal kopyalarına ulaşmak mümkün. Arşivde sinema filmlerinin yanı sıra pek çok belgesele ulaşmak da mümkün.

Bu haliyle zengin bir Yeşilçam külliyatı sunan Kültür Bakanlığı arşivinin en ilgi çekici yanı ise Türkiye’nin en tanınmış yönetmenlerinden olan Yılmaz Güney’e ait eserlerin arşivde yer almaması. 7 bine yakın film barındıran arşivde Yılmaz Güney’e ait tek bir film bile bulunmuyor.

Tabii ki bu uygulama Yılmaz Güney’i tanıyanlar için çok şaşırtıcı değil. Zira yıllarca faşist zulme rağmen devrimci sinemada ısrar eden Güney, ömrünü hapislerde çürütmüş bir yönetmen. Halkçı sinemanın önde gelen temsilcilerinden olan Güney’in filmleri ise tüm dünya sinemalarında beğeniyle izlenir ve festivallerde onurlandırılırken kendi coğrafyasında yasaktı. Bugün devletin arşivlerinde Güney’e yer ayrılmaması filmlerinin yarattığı etkiyi bir kez daha gösteriyor. Ama Güney sineması ne kadar sansürlenir ya da devlet arşivlerinden silinirse silinsin, emekçi halkların belleğinde yerini korumayı her zaman sürdürecek.

devrimciler ,

ESP Deniz Gezmiş posterleriyle Dolmabahçe’ye çağırdı

Ağustos 23rd, 2008

ESP Deniz Gezmiş posterleriyle Dolmabahçe’ye çağırdı  

İSTANBUL (22.08.2008)- Ezilenlerin Sosyalist Platformu, boğazdan geçmesi beklenen emperyalist ABD gemilerine karşı “Amerikan donanmasına geçit vermeyelim” diyerek eylem çağrısı yaptı. ESP açıklamasında, tüm işçi ve emekçileri, yarın saat 12.00′de Taksim’den Dolmabahçe’ye yapılacak antiemperyalist insan zinciri yürüyüşüne Deniz Gezmiş posterleri ile katılmaya çağırdı.

Ezilenlerin Sosyalist Platformu, Rusya ile gerginlik yaşayan Gürcistan’a ‘yardım taşıdığı’ ileri sürülerek boğazlardan Karadeniz’e geçmek için bekleyen emperyalist ABD’nin savaş gemilerini protesto etmek için eylem çağrısı yaptı. “6. Filo’yu Dolmabahçe’den denize döken Denizler’in izinde Amerikan donanmasına geçit vermeyelim” diyen ESP, yarın Taksim’den Dolmabahçe’ye antiemperyalist insan zinciri yürüyüşü düzenleyeceğini duyurdu. Yapılan açıklamada halka, 6. Filo askerlerini denize döken ‘68 devrimci gençliğinin önderlerinden Deniz Gezmiş’in posterleriyle katılım çağrısı yapıldı.

Ezilenlerin Sosyalist Platformu eylem çağrısında şu ifadelere yer verdi:

Yankee Go Home! ABD donanması defol!

Gürcistan’daki emperyalist savaşa katılmak üzere ABD gemilerinin Boğazlar’dan geçişine izin verildiği açıklandı. AKP Hükümetinin bu kararıyla bir ABD destroyeri, bir sahil güvenlik botu ve 6. Filo’nun bayrak gemisi “USS Mount Whitney” Boğazlar’dan geçecek.

ABD böylece hem Rus emperyalizmine gözdağı vermek, hem de Türkiye halklarını bu emperyalist savaşa çekmeye çalışıyor. Bunu da sözüm ona “insani yardım” adına yapıyorlar. Kafkaslar’da cereyan eden savaş, emperyalist bir savaştır. Biz Türkiye halklarının ne ABD ne de Rus emperyalizmi için dökecek bir damla kanımız yok.

68 gençliğinin, Denizler’in, Mahir’lerin, İbrahim’lerin denize döktüğü Amerikan donanması bir kez daha boğazlardan geçirilmek isteniyor. Bu amaçla 6. Filonun bayrak gemisi gönderiliyor. Ezilenlerin Sosyalist Platformu olarak işbirlikçi AKP Hükümetinin ve ABD emperyalizminin bu girişimini lanetliyoruz. Halkımızı bu savaş kışkırtıcısı hamleye karşı sokağa eyleme çağırıyoruz.

6. Filo’yu Dolmabahçe’den denize döken Denizler’in izinden, Amerikan donanmasına geçit vermeyelim. Bu amaçla 23 Ağustos Cumartesi günü, saat 12.00’de Taksim’den Dolmabahçe’ye “Antiemperyalist İnsan Zinciri” yürüyüşü yapacağımızı duyururuz. Tüm halkımızı Deniz Gezmiş posterleriyle bu eyleme katılmaya çağırıyoruz.

Yer: Taksim Atatürk Kültür Merkezi AKM önü

Tarih: 23 Ağustos 2008 Saat: 12.00

Güzergah: Gümüşsuyu Caddesi’nden Dolmabahçe’ye

atilim , ,